hollanda'da mahalle borrelleri ve beklenmedik dostluklar
utrecht'e ilk taşındığımızda komşuların birbirine ne kadar mesafeli olduğunu düşünüp biraz korkmuştum. hani o meşhur "hollandalılar soğuktur" klişesi vardır ya, kapıyı kapatınca dünya ile bağını keserler sanıyordum. sonra bir gün posta kutuma el yazısıyla yazılmış, rengarenk bir davetiye düştü: . yani mahalle içkisi veya tanışma toplantısı gibi bir şey. bizim sokağın ortasına iki tane piknik masası atmışlar, herkes evinden bir şeyler getirmiş. kimisi kızartmış, kimisi ev yapımı kurabiyeler getirmiş, kimisi de sadece bir şişe şarapla gelmiş. o gün sadece karşı komşum johan'ın 30 yıldır bu mahallede yaşadığını değil, aynı zamanda harika bir plak koleksiyonu olduğunu öğrendim. o ana kadar sadece "hallo" deyip geçtiğim insanlar bir anda hikayesi olan gerçek kişilere dönüştü. bu borrel olayı sadece içip dağılmak değil, aslında müthiş bir sosyal dayanışma ağıymış. geçen ay bisikletim bozulduğunda yan komşu "dur bende anahtar takımı var, beraber bakalım" diye geldi. ya da tatile gidecek olan biri gruptan mesaj atıyor, anında üç kişi çiçekleri sulamaya veya kediyi beslemeye talip oluyor. (bkz: ) gibi başlıklarda yazılanların aksine, eğer o kapıyı biraz aralarsanız içeriye çok sıcak bir komşuluk kültürü sızıyor. en sevdiğim taraflarından biri de o meşhur kutuları. mahallede biri hastalandığında veya bir bebek doğduğunda o fondan toplanan parayla çiçek veya küçük bir hediye alınıp kapısına bırakılıyor. seni gördüklerini, orada olduğunu bildiklerini hissettiriyorlar. göçmen olarak geldiğin bir ülkede "buraya aitim" dedirten o küçük anlar gerçekten paha biçilemez. benim tecrübem böyle, insanı çok daha huzurlu hissettiren bir aidiyet duygusu katıyor buraya.
ceren efsanesi21 Eki 2026 00:44