kanada'da iş ararken karşılaşılan o meşhur canadian experien
buraya ilk geldiğimde cebimde yüksek lisans diploması, canavar gibi ingilizcemle her kapının anında açılacağını sanıyordum ama toronto'ya ayak bastığımın ikinci haftasında sert bir duvara tosladım. yüzlerce başvuru yapıp sadece 'teşekkürler ama eksikliğiniz var' maili almaktan insanın ruhu daralıyor. yahu ben burada çalışmadan nasıl buranın tecrübesini edineceğim sorusu tam bir paradoks.
sonra olayın sadece kağıt üzerindeki yetenek değil, tamamen (bkz: ) üzerinden döndüğünü fark ettim. buradaki işe alımcıların ve müdürlerin en büyük korkusu 'kültürel uyumsuzluk'. bu yüzden ilanı halka açmadan önce içten birine sormayı veya içeriden bir referansla ilerlemeyi tercih ediyorlar. ben de başladım linkedin üzerinden millete darlamaya. bay street üzerindeki o dev cam binalarda çalışan tanımadığım insanlara 'bir kahve içip tecrübelerinizi dinleyebilir miyim' diye yazdım. şaşırtıcı şekilde çok nazikçe dönenler oldu. union station civarındaki starbucks'ta içtiğim o üç-beş kahve ve yaptığım seansları, evde gönderdiğim beş yüz cv'den daha çok kapı açtı.
bir de olayı var ki evlerden ırak. eski müdürüne ulaşamazlarsa veya referansın zayıfsa teklif aşamasından dönebiliyorsun. eğer yolun çok başındaysanız, o ilk 'survival job' denilen market veya depo işlerine bile girip yerel bir referans edinmek bazen kurumsal hayata geçişin tek anahtarı olabiliyor. sabır ve sağlam bir psikoloji şart, yoksa insanı geldiği güne pişman edebiliyor bu süreç. her şey o ilk kapıyı aralamaya bakıyor, sonrası bir şekilde geliyor ama o ilk düğme gerçekten çok zor ilikleniyor. ben sonunda bir lojistik firmasında başlangıcı yapabildim, darısı tüm bekleyenlerin başına.
defne teyze17 Eyl 2026 08:25