kanada'da halk kütüphanelerinin hayat kalitesini arşa çıkarm

buraya ilk yerleştiğimde toronto'da "bi' kütüphane kartı çıkartayım bari, evde sıkılınca kitap okurum" diyerek şubelerinden birine girmiştim. o gün bugündür bu sistemin hayranıyım. türkiye'deki o kasvetli, sessiz olman için tepene dikilen kütüphane görevlisi imajını kafanızdan tamamen silin. burada kütüphane demek, şehrin sosyal dokusuna sızmak demekmiş. en sevdiğim olay kesinlikle mevzusu. her hafta belli şubelerden sınırlı sayıda verilen bu pasaportlarla veya gibi yerlere ailecek beş kuruş ödemeden girebiliyorsunuz. özellikle kışın o bitmek bilmeyen soğuklarda çocukları alıp bilim merkezine gitmek, üstelik bunu kütüphane kartıyla bedavaya yapmak inanılmaz bir lüks. sadece müze de değil; bazen şubelerde aracılığıyla bildiğiniz elektro gitar, klavye veya keman ödünç alabiliyorsunuz. evet, yanlış duymadınız, müzik aletini eve götürüp üç hafta çalıyorsunuz. dijital tarafta ise üzerinden dünyanın en iyi bağımsız filmlerine veya ile binlerce sesli kitaba tek tıkla ulaşmak, metroda giderken o gürültüde kitap dinlemek hayat kalitemi gerçekten artırdı. geçen ay toronto reference library'ye gittim, içeride resmen profesyonel bir stüdyosu var ve randevu alıp ücretsiz kullanabiliyorsunuz. vergilerimin nereye gittiğini somut olarak görmek, böyle bir hizmetin herkes için eşit ve ulaşılabilir olması insana gerçekten güvende ve değerli hissettiriyor. kanada'ya yeni gelenlere ilk tavsiyem, bavulu açar açmaz en yakın kütüphaneye gidip o kartı çıkartmaları olur. (bkz: ) da benzer bir güzellik ama kütüphanelerin o mahalle kültürüne katkısı bambaşka.
sami kaptan5 Eki 2026 09:12