almanya'da plansız hafta sonu kaçamakları ve harz bölgesi

cuma akşamından hiçbir plan yapmadan yatıp sabah gözümü açtığımda 'bugün nereye gitsem' demenin tadı gerçekten bambaşka. türkiye'de bir yerlere gitmek tam bir lojistik savaşıyken burada sayesinde cebimde sınırsız bir özgürlükle dolaşıyorum. geçen hafta sonu canım bir anda dağ havası çekince kendimi quedlinburg treninde buldum. o denilen yarı ahşap evlerin arasında yürürken insan gerçekten zaman algısını yitiriyor. harz bölgesi'ne ne zaman gitsem o mistik hava beni benden alıyor. sisli çam ormanları, daracık sokaklar ve her yerin pırıl pırıl olması... sanki birisi bütün bölgeyi sabah erkenden deterjanla yıkamış da kurumaya bırakmış gibi. wernigerode'deki o şatoya çıkan yolda yürürken burnuma gelen taze toprak kokusu, istanbul'un egzoz dumanından sonra ciğerlerime bayram ettiriyor resmen. bir de bu küçük kasabalardaki o derin sessizlik var ya, işte o paha biçilemez. bir meydanda oturup yudumlarken etrafı izlemek, insanların acele etmeden, tadını çıkararak yaşamasını görmek bana çok iyi geliyor. eskiden hafta sonlarını avm'lerde ya da trafikte harcardım, şimdi ise sırt çantamı alıp ormanın içinde kilometrelerce yürüyorum. (bkz: ) başlığına benzer bir durum almanya'nın genelinde var; doğa sizin ona gitmenizi beklemiyor, o zaten her yerde sizi karşılıyor. keşfettiğim her yeni köyde, her yeni patikada 'iyi ki bu adımı atmışım' diyorum. bu sadelik ve huzur, insanın ruhunu gerçekten dinlendiriyor. sanırım buraların en çok bu yanını, yani o plansızca yola çıkıp huzuru bulabilme imkanını seviyorum.
yine mi ben3 Eki 2026 01:03