amerika'daki public library kültürü

valla taşındığım ilk sene massachusetts taraflarında yerleşmeye çalışırken en büyük şoku kartımı aldığım gün yaşamıştım. hani bizde kütüphane dediğin sınav haftası sabahlanan, tık çıkınca milletin birbirini kestiği yerdir ya, burası bambaşka bir sosyal ekosistem çıktı karşıma. sadece kitap değil, bildiğin dedikleri bir olay var; geçen hafta mutfak tartım bozuldu, gidip kütüphaneden ödünç aldım. şaka gibi ama teleskoptan tut projeksiyon cihazına, dikiş makinesinden bahçe aletlerine kadar her şeyi kartınla alıp eve götürebiliyorsun. bir de olayı var ki tam gurbetçi dostu. mfa boston veya museum of science gibi normalde girişi 30-40 dolar olan yerlere kütüphaneden aldığın kuponla ya bedava ya da 5 dolara falan girebiliyorsun. mahalle aralarında yürürken insanların evlerinin önüne koyduğu o minik ahşap kutularına hiç girmiyorum bile, içinden bazen öyle cevherler çıkıyor ki inanamazsın. bir kitabı bitirip yerine başka bir tane bırakmak mahalleliyle sessiz bir sözleşme imzalamak gibi oluyor. çocuklu aileler için de tam bir can simidi; her hafta sonu ücretsiz boyama atölyeleri, kukla gösterileri falan oluyor. geçenlerde sırf merakımdan üyeliğimi de kütüphane kartıyla aktif ettim, bir sürü ödüllü filmi evde ücretsiz izliyorum. insanın vergi verdiğine gerçekten değdiğini hissettiren, toplumsal eşitliğin dibine vurulmuş nadir alanlardan biri burası. gitmekten, içinde vakit geçirmekten en çok keyif aldığım yer haline geldi kısa sürede. türkiye'den gelenlerin genelde (bkz: ) gibi daha stresli işlerle uğraşmaktan gözden kaçırdığı bir detay ama mahalledeki o aidiyet hissini pekiştiren şahane bir hizmet.
ayse nyc29 Eki 2026 07:41