ingiltere'deki honesty box kültürü
buraya ilk taşındığımda her şeyin çok soğuk ve mesafeli olacağını sanıyordum ama güney ingiltere'nin küçük bir kasabasına yerleşince fikrim tamamen değişti. özellikle bu olayı beni benden aldı. yürüyüşe çıkıyorsun, bir evin önünde küçük bir tezgah var; üzerinde taze yumurtalar, bahçeden toplanmış çiçekler veya el yapımı reçeller duruyor. başında kimse yok, sadece bir kavanoz ve yanında 'yumurta 2 pound' yazan bir kağıt. parayı kutuya atıp ürününü alıp gidiyorsun. kimse seni izlemiyor, kamera falan da yok; tamamen karşılıklı güven üzerine kurulu bir sistem. insanın içini ısıtan bir yanı var bu durumun. türkiye'den gelen biri olarak 'şimdi birisi bunu komple alıp kaçmaz mı?' diye düşünmeden edemiyorsun başlarda ama sonra görüyorsun ki kimse dokunmuyor, hatta bazen insanlar üstünü bile bırakıyor. geçenlerde bizim sokağın köşesindeki eski kırmızı telefon kulübesini kütüphaneye çevirdiklerini gördüm. içine raflar yapmışlar, herkes okuduğu kitabı bırakıyor, istediğini alıyor. (bkz: ) ile birleşince bu kasaba hayatı tam bir huzur bombasına dönüşüyor. sadece bunlar da değil, mahalledeki kültürü de apayrı bir kafa. oxfam veya british heart foundation gibi dükkanlara gidip hem uygun fiyata çok kaliteli şeyler bulabiliyorsun hem de verdiğin paranın bir hayır işine gittiğini biliyorsun. bu yardımlaşma ve güven ortamı, insanı 'burada yalnız değilim' hissine çok çabuk adapte ediyor. özellikle büyük şehirlerin o keşmekeşinden çıkıp biraz daha yerel toplulukların içine girince ingilizlerin o soğuk maskesinin altındaki dayanışma ruhunu görmek insana gerçekten nefes aldırıyor.
hoca bulamadim13 Eyl 2026 02:04