ingiltere'de parkrun vesilesiyle kurulan samimi dostluklar
buraya ilk geldiğimde, özellikle de bristol gibi gri gökyüzünün eksik olmadığı bir şehirde insanlarla nasıl kaynaşırım diye kara kara düşünüyordum. hani (bkz: ) gibi başlıklarda anlatılan o duvarlara çarpmaktan korkuyordum açıkçası. sonra bir cumartesi sabahı kendimi eastville park’ın ortasında, yüzlerce kişiyle beraber başlangıç çizgisinde buldum. olay sadece 5 kilometre koşmak değilmiş, onu anladım. her hafta aynı parkurda, aynı yüzleri görmek, o "well done" deyişlerindeki samimiyet insanı gerçekten bir yere ait hissettiriyor. koşu bitince yakındaki minik bir cafeye doluşup terli terli flat white içerken tanıştığım david amca mesela... adam 70 küsur yaşında, her hafta gönüllü yapıyor. geçen hafta "nerelerdesin evlat, geçen cumartesi yoktun, sakatlık mı var?" diye sorunca gözlerim doldu resmen. gurbettesin, ailen uzakta ama parktaki yaşlı bir amca senin yokluğunu fark ediyor. ingilizlerin o mesafeli duruşunun altında aslında muazzam bir topluluk bilinci yatıyor. yeter ki o ortak paydada buluşun. parkrun sayesinde mahalledeki bakkalından kütüphanecisine kadar herkesle bir selamım sabahım oldu. bu durum (bkz: ) kadar güçlü bir bağ kuruyor diyebilirim. sadece spor değil, resmen bir terapi gibi. sabahın köründe o soğukta yataktan kalkıp çamura batma pahasına gitmek, sonunda o sıcak "good job" tebriğini almak paha biçilemez. burayı evim gibi hissettiren en büyük sürprizlerden biri buydu kesinlikle.
elif ben9 Eki 2026 23:20