hollanda'da bisikletle kaybolmanın huzuru

geçen pazar utrecht'ten rastgele bir yöne doğru pedallamaya başladım, amacım sadece biraz kafa dağıtmaktı ama kendimi bir anda amelisweerd ormanının içinde buldum. türkiye'de yaşarken doğaya ulaşmak için önce bir saat trafik çekip sonra kalabalıkla boğuşmaya alıştığım için buradaki bu erişilebilirlik hala beni şaşırtıyor. şehrin göbeğinden on dakika uzaklaşınca bir anda yanınızdan tavşanlar geçmeye, inekler size bakmaya başlıyor. hollanda'nın o dümdüz coğrafyası bazen sıkıcı gelse de, ağının mükemmelliği sayesinde haritaya bakmadan kilometrelerce gidebilmek muazzam bir özgürlük hissi. yolda giderken denilen o numaralı tabelaları takip ederek aslında hiç planlamadığım köylerden, kanal boylarından geçtim. her yer o kadar bakımlı ve huzurlu ki, bazen kendimi bir maket şehrin içinde geziyormuş gibi hissediyorum. özellikle (bkz: ) sayesinde yol kenarlarında karşıma çıkan minik kitap kutuları veya taze meyve bırakan çiftlik tezgahları günüme neşe katıyor. en çok da şu sessizliği seviyorum. sadece rüzgarın ve bisiklet zincirinin sesini duyarak gitmek, bir kanal kenarında durup yanımda getirdiğim stroopwafel'ı yemek gerçekten lüksmüş. . insanın ruhunu dinlendiren, iyi ki buradayım dedirten o anlar genelde böyle plansız keşiflerde çıkıyor karşıma. sadece bir bisiklet ve biraz merak yetiyor.
yasemin tercuman20 Eyl 2026 08:35