ingiltere'de sosyal hayatın sığlığı ve gurbet hasreti

ingiltere'ye taşınalı dört koca yıl oldu ama hala o içimdeki 'nereye aitim ben' sorusunu susturamadım. özellikle kış aylarında saat dörtte havanın kararmasıyla başlayan o melankoli, insanı gerçekten sarsıyor. ofiste herkesle aranız çok iyi, her cuma için pub'a gidiyoruz, herkes çok güler yüzlü ama o samimiyet pub kapısında bitiyor sanki. türkiye'deki o çat kapı misafirliğe gitmeleri, balkonda saatlerce süren derin sohbetleri özlememek elde değil. burada her şey randevulu, her şey haftalar öncesinden planlanmış. geçen salı manchester'ın o meşhur bitmeyen yağmuru altında sainsbury's'den aldığım soğuk sandviçi yerken kendimi inanılmaz yalnız hissettim. herkesin birbirine 'you alright?' demesi ama aslında kimsenin gerçekten nasıl olduğunla ilgilenmemesi insanı yoruyor. (bkz: ) başlığında yazılanları okuyunca anladım ki bu sadece benim sorunum değil, anglo-sakson kültürünün genel bir soğukluğu var. yerel topluluklara girmeye çalışıyorum, (bkz: ) sayesinde birkaç kişiyle tanıştım ama eve dönüp kapıyı kapattığımda o sessizlik yine başbaşa bırakıyor beni. bazen sadece birinin 'hadi çayı koydum gel' demesine hasret kalıyor insan. gurbette yıllarını devirmiş arkadaşlar, siz bu 'maskeli' sosyalleşme halini nasıl aştınız? gerçekten buraya tam anlamıyla entegre olup o yalnızlık hissini bitirebilen var mı merak ediyorum.
arda kral23 Eyl 2026 07:48