hollanda'da gurbet hasreti ve sosyal hayat

yedi senedir buradayım ama bazı akşamlar o yalnızlık hissi öyle bir çöküyor ki anlatamam. her şeyin üzerinden yürümesi, bir kahve içmek için üç hafta sonrasına randevulaşmak insanı zamanla robotlaştırıyor. türkiye'deki o çat kapı misafirliklerin, plansız akşam oturmalarının eksikliğini her gün biraz daha fazla hissediyorum. mesela geçen gün leiden'da yağmurlu bir salı akşamı işten çıktım, canım fena halde şöyle bol tereyağlı bir iskender çekti ama gidip 'dan paketli salata alıp eve döndüm. o an anlıyorsun ki dedikleri o sıcaklık hissi sadece kendi aralarında, belli kurallar çerçevesinde işliyor. hollandalı iş arkadaşlarım dünya tatlısı insanlar, ofiste harikayız ama mesai bittiği an herkes kendi fanusuna çekiliyor. sosyal hayat dedikleri şey cuma akşamı yapılan bir ile sınırlı kalıyor çoğunlukla. (bkz: ) ile uğraşırken bile birileriyle dertleşmeyi özlüyorsun ama herkesin vakti o kadar kıymetli ve planlı ki, kimsenin kimseyi dinleyecek mecali yok sanki. her şeyin bu kadar düzenli, bu kadar tıkır tıkır işlediği bir yerde insan o kaosu, o hadi gel bir çay içelim samimiyetini aramadan edemiyor. buraya yeni gelenler ya da yıllardır burada olanlar, siz bu agenda sistemine gerçekten alışabildiniz mi yoksa benim gibi hala her hafta sonu bu hafta da mı boş geçecek diye iç geçirenlerden misiniz?
yasemin tercuman28 Eki 2026 10:39