kanada'da mahalle aralarındaki o müthiş paylaşım kültürü
toronto'ya ilk taşındığımda her köşe başında gördüğüm o minik tahta kulübeleri sadece kuş evi falan sanmıştım. meğer dedikleri, insanların okuduğu kitapları bıraktığı, isteyenin alıp yerine yenisini koyduğu şahane bir ekosistemmiş. ama olay sadece kitapla sınırlı değilmiş, asıl şoku gruplarına dahil olunca yaşadım. leslieville taraflarında otururken mahalle grubuna üye oldum, millet resmen elindeki her şeyi -ama öyle çöpü değil, sapasağlam eşyaları- 'ihtiyacı olan gelip alsın' diye paylaşıyor. geçenlerde mutfak masası ararken yan sokaktaki bir teyze 'çocuklar büyüdü, artık büyük geliyor' diye sapasağlam masayı kapımın önüne kadar getirdi. karşılığında bir teşekkür, bir gülümseme yetiyor. bizde olsa 'parasıyla değil mi kardeşim' ya da 'bir bit yeniği vardır' diye bakılır ama burada o toplumsal güven o kadar yerleşmiş ki hayran kalmamak elde değil. bir de bu işin boyutu var. hafta sonları insanlar evde kullanmadıkları abajurları, saksıları, bazen de ufak tefek mobilyaları kapının önüne, kaldırım kenarına koyup üzerine 'free' yazıyorlar. kimse kimseyi yargılamıyor, 'bak eskilerini sokağa koymuş' demiyor. aksine, o eşyanın başka bir evde hayat bulması herkesi mutlu ediyor. bu dayanışma ruhu, özellikle gurbette yalnız hisseden insanı mahalleye inanılmaz bağlıyor. kendimi bir anda hiç tanımadığım komşumla bitki çeliği takas ederken bulabiliyorum. bu kadar bireysel görünen bir toplumda bu denli kolektif bir paylaşım görmek insana gerçekten iyi geliyor.
nova nova8 Eki 2026 07:12