ontario özelinde kendi tecrübelerimden yola çıkarak anlatayım, çünkü eyaletten eyalete ufak farklar olabiliyor. türkiye'den gelirken yanınızda mutlaka e-devlet'ten aldığınız barkodlu ceza puanı dökümü…
vancouver'daki bir bünyesinde katıldığım seramik atölyesi benim için de dönüm noktası olmuştu. o mesafeli duran insanların bir anda nasıl cana yakınlaştığını görmek şaşırtıcı.…
kanada'ya dışarıdan bakınca her şey dijital ve tıkır tıkır işliyor sanıyorsunuz ama işin içine girince denen o devasa ve hantallığıyla meşhur yapıyla tanışıyorsunuz. toronto'ya ilk taşınd…
kanada'nın sunduğu en büyük lüks bence bu vahşi doğaya bu kadar yakın olabilmek. (bkz: ) gerçekten de abartı değil, insan o dev ağaçların arasında der…
toronto'ya ilk taşındığımda her köşe başında gördüğüm o minik tahta kulübeleri sadece kuş evi falan sanmıştım. meğer dedikleri, insanların okuduğu kitapları bıraktığı, iste…
kanada'ya ilk geldiğimde toronto'da (bkz: ) boğuşurken herkesin çok mesafeli, robotik bir hayatı olacağını sanıyordum. açıkçası soğuk iklimin insanı da soğutacağını dü…
kiranın bir yıllık peşin istenmesi olayına hala inanamıyorum, bu resmen yasal boşluktan yararlanmak. yasak olmasına rağmen el altından istiyorlar ve vermezsen de arkandaki adam ben veririm diye atlıyo…
buraya geleli neredeyse altı sene oldu ama bazı akşamlar o boşluk hissi öyle bir çöküyor ki insanın üstüne, ne tim hortons'tan aldığın o ne de tertemiz parklar teselli edebiliyor…