amerika'da potluck partilerinin beklenmedik samimiyeti
yıllardır burada yaşayan biri olarak, ilk geldiğimde "herkes kendi tabağını getirsin" muhabbetini çok soğuk bulurdum. türkiye'de misafir dediğin her şeyi önüne bekler, ev sahibi de perişan olur ya, buradaki olayı tam tersi bir hafiflik getiriyormuş meğer. austin'e taşındığım ilk aylarda yan komşum debbie kapımı çalıp "haftaya cumartesi arka bahçede toplanıyoruz, en sevdiğin yemeği kap gel" dediğinde önce bi garipsedim. "hazır yiyecek mi alıp gitsem yoksa sarmayla mı girsem" derken bizim usul bir kısır yapıp gittim. ortam o kadar doğaldı ki anlatamam. her milletten, her eyaletten gelmiş insanlar bir masanın etrafında, herkesin emeği olan yemekleri paylaşıyor. birisi içinde chili yapmış getirmiş, diğeri dondurucusundan çıkardığı craft biraları dizmiş. türkiye'den geldiğimi duyunca kısırı merakla yediler, tarifini isteyen teyzeler oldu. o akşam sadece yemek yemedik; eyalet vergi sisteminden tutun da mahalledeki en iyi tamirciye kadar her şeyi konuştuk. o "soğuk amerikalı" imajı o gece benim için yıkıldı. gerçekten bir yere ait hissetmek için bazen sadece bir kap yemekle bir masaya oturmak yetiyormuş. hatta bir amca vardı, o kadar çok beğendi ki kısırı "evlat her hafta geliyorsun değil mi?" dedi, hala görüşürüz kendisiyle. o günden beri mahalledeki her için ayrı bir heyecan duyuyorum. insanları birleştiren şeyin o devasa soframız olduğunu fark etmek, gurbetin o ağır havasını dağıtan en güzel şey oldu.
tugce ayi25 Eyl 2026 06:04