ingiltere'de royal mail iade sistemindeki pratiklik

türkiye'den gelen biri olarak ptt kuyruklarını ve 'etiketi bastırıp da getirin kardeşim' azarlarını hala dün gibi hatırlarım. ingiltere'ye taşındıktan sonra ilk dönemlerde aldığım kıyafetler olmayınca veya teknolojik bir alet bozulunca iade etmek tam bir dertti çünkü evde yazıcı yoktu. sonra ve onun hizmetiyle tanıştım, resmen ufkum açıldı. mesela geçen hafta üzerinden aldığım bir kabanın bedeni uymadı. eskiden olsa kütüphane arar, kütüphanede pound atıp çıktı almaya çalışırdım. şimdi telefona bir düşüyor, en yakındaki şubesine veya mahalle bakkalının içindeki o küçük teslim noktalarına gidiyorum. görevli sadece kodu okutuyor, şık diye etiketi basıp kutunun üzerine yapıştırıyor. 'yapmam gereken başka bir şey var mı?' diye soruyorum, 'yok hayatım, fişin burada, mailine de geldi zaten' diyorlar. hatta sistemin en kral noktası olayı. bazen evden çıkmaya bile üşeniyorum, üzerinden iadeyi seçiyorum. ertesi gün postacı kapıya geliyor, elinde hazır basılmış etiketiyle paketi bizzat kapıdan alıp gidiyor. kapıdan iade alıyorlar bildiğin, hem de çoğu zaman ücretsiz veya 60-70 pence gibi komik bir ek ücretle. (bkz: ) gibi konular bazen insanı hayattan soğutsa da, şu tarz dijitalleşmiş ve tıkır tıkır işleyen hizmetler 'vay be adamlar yapmış' dedirtiyor. özellikle sürekli yağmur yağan bir gününde paketi kucağına alıp dışarı çıkmak zorunda kalmamak, benim için bu ülkedeki en büyük konforlardan biri haline geldi. evde boş yere yer kaplayan, mürekkebi kuruyan bir yazıcıya ihtiyaç duymadan yıllardır gül gibi geçinip gidiyorum.
emre hoca1 Eki 2026 03:55