kanada'da mahalle kültürünün insanı şaşırtması
kanada'ya ilk geldiğimde toronto'da (bkz: ) boğuşurken herkesin çok mesafeli, robotik bir hayatı olacağını sanıyordum. açıkçası soğuk iklimin insanı da soğutacağını düşünmüştüm ama tam tersi bir sıcaklıkla karşılaştım. etobicoke tarafında küçük bir eve çıktığımın ikinci haftasıydı, yan komşum brian elinde bir tabak kurabiye ve bölgedeki çöp toplama günlerini gösteren bir kağıtla kapımı çaldı. adam resmen mahalle muhtarı gibi ama tek derdi yeni gelen birine yardımcı olmak. daha sonra bu samimiyet yerel bir etkinliğinde iyice pekişti. sırf dilim açılsın ve biraz insan göreyim diye gittiğim ücretsiz marangozluk kursunda mahalleden beş altı kişiyle daha tanıştım. burada o kadar yaygın ki bu topluluk bilinci; kimse kimsenin etniğine, aksanına bakmadan direkt "ekibimize hoş geldin" moduna giriyor. bir keresinde büyük bir kar fırtınası sonrası sabah 6'da uyandığımda benim kısmının tertemiz olduğunu gördüm. brian kendi aletiyle geçerken "yabancılık çekmesin, yorulmasın" diyerek benim önü de halletmiş. türkiye'de bile artık yavaş yavaş kaybettiğimiz o mahalle dayanışmasını burada görmek beni çok duygulandırmıştı. geçen yaz belediyeden izin alıp sokağı trafiğe kapattık ve devasa bir yaptık. herkes evinden bir şeyler getirdi; ben kısır yaptım, öbürü barbekü kurdu, bir diğeri müzik sistemini ayarladı. o gün kendimi gerçekten evimde hissettiğim ilk gündü diyebilirim. gurbette insanı ayakta tutan şey sadece dolgun maaş ya da düzenli hayat değil, akşam kapıyı kapattığında dışarıda senin için endişelenecek birilerinin olduğunu bilmekmiş. kanada'da bu sosyal dokuyu yakaladığınızda kışın o karanlık ayları bile göze batmıyor. bu sıcaklığı yakalamak hayat kalitemi gerçekten bambaşka bir seviyeye taşıdı.
nova nova6 Eki 2026 08:46