ingiltere'de kırsal yürüyüş rotalarının huzuru
geçen hafta sonu manchester'dan trenle peak district tarafına, edale'e geçeyim dedim. amacım sadece biraz kafa dinlemekti ama ingiltere'nin o meşhur ağının içine düşünce olay bambaşka bir boyuta evrildi. türkiye'de olsa 'özel mülk girilmez' tabelası göreceğin yerlerden, adamın bahçesinin içinden, koyunların otladığı çitlerin arasından geçip gidiyorsun. devlet sana öyle bir hakkı tanımış ki, elinde telefon navigasyona bile bakmadan sadece o sarı okları takip ederek kilometrelerce yürüyebiliyorsun. mam tor zirvesine doğru çıkarken rüzgarın o sert ama temiz kokusu, her yerin abartısız şekilde yemyeşil olması insanı cidden rehabilite ediyor. yol üstünde tesadüfen karşıma çıkan o taş evlerden bozma kafelerde içtiğim 'cream tea'nin tadı hala damağımda. scone'un üzerine önce reçel mi sürülür yoksa mi tartışmasına girmeden gömüldüm tabağa. buraların en sevdiğim yanı bu; şehirden sadece kırk elli dakika uzaklaşınca resmen orta dünya atmosferine girebiliyorsun. bir ara yolu karıştırıp bir çiftliğin ortasında kaldım, sahibi amca traktörün üzerinden selam verip yolu tarif etti. o an anladım ki (bkz: ) aslında bir kayboluş değil, tam tersi kendini bulma haliymiş. doğanın bu kadar korunmuş olması ve kamunun kullanımına bu denli açık tutulması gerçekten takdir edilesi. londra'nın o bitmek bilmeyen keşmekeşinden sonra bu sessizlik ilaç gibi geliyor insana. bazen sadece tren istasyonundaki tabelalara bakıp hiç bilmediğin bir köyde inmek lazım, ingiltere bu konuda insanı hiç üzmüyor.
arda kral28 Eki 2026 09:38