ingiltere'de allotment kültürünün kazandırdığı dostluklar
buraya ilk taşındığımda her yerin gri, insanların da mesafeli olduğunu düşünürdüm ama south london'da bir yani hobi bahçesi kiralayınca işler tamamen değişti. belediyenin bekleme listesinde üç sene bekledikten sonra nihayet sıram geldiğinde sadece sebze yetiştireceğimi sanıyordum ama aslında koca bir topluluğun içine düştüm. yan parselimdeki arthur amca 80 yaşında, ömrünü bu topraklara vermiş bir ingiliz. ilk hafta daha çapa vurmayı beceremezken elinde bir bardak çay ve kendi yetiştirdiği runner beans tohumlarıyla yanıma gelip "bak evlat, bu işin sırrı toprakla inatlaşmamakta" diyerek daldı söze. o günden beri sadece domates biber yetiştirmeyi değil, ingilizlerin o meşhur mesafesinin aslında bir saygı biçimi olduğunu ve ortak bir uğraş olduğunda nasıl da sıcakkanlı olabildiklerini gördüm. haftasonları bahçede işimiz bitince kulübenin önünde termosla çay içip memleket meselelerinden, mahalledeki tilki sorununa kadar her şeyi konuşuyoruz. geçen sene dizimden sakatlanıp bahçeye iki hafta gidemedim diye arthur ve diğer komşular benim parseli ot basmasın diye temizleyip sulamışlar, bir de kapıma geçmiş olsun notuyla bir kasa elma bırakmışlar. insan gurbetteyken böyle küçük ama samimi dayanışmaları görünce kendini gerçekten ait hissediyor. (bkz: ) gerçekten var, sadece doğru kapıyı ya da bu durumda doğru bahçe kapısını aralamak gerekiyormuş.
kaya amca24 Eki 2026 10:19