buraya ilk taşındığımda her yerin gri, insanların da mesafeli olduğunu düşünürdüm ama south london'da bir yani hobi bahçesi kiralayınca işler tamamen değişti. belediyenin (gbkz: coun…
manchester taraflarında yaşarken başıma gelmişti benzeri. o ortamı olmasa muhtemelen aylarca kimseyle iki çift laf etmeden dönerdim. bir de kazanınca gelen o ödülüyl…
beş yıldır londra'dayım, üç kere vize yeniledim, her seferinde o sitesine girerken hala elim ayağım titriyor. ingiliz bürokrasisi kağıt üzerinde çok dijital, çok modern görünür ama için…
istanbul'un o betona boğulmuş kaosundan sonra buraya taşındığım ilk aylarda "bu gri havada ne yapılır ki" diye söylenip duruyordum ama mevzu meğer yanlış kıyafet ve eksik bakış açısıymış. geçen hafta …
londra'nın o bitmek bilmeyen karmaşasından sonra hafta sonu rotayı cotswolds tarafına, özellikle castle combe ve bibury gibi köylere kırmak buradaki yaşam kalitemi resmen ikiye katladı. buraya taşınma…
buraya taşınışımın dördüncü yılına girerken, içimdeki o 'ait olamama' hissinin zamanla azalmak yerine şekil değiştirdiğini fark ediyorum. özellikle o meşhur gri gökyüzü haftalarca şehrin üzerine çöktü…
londra'ya ilk taşındığımda evdeki eksikleri tamamlamak için deli gibi online alışveriş yapmaya başlamıştım. tabii her aldığın şey ekrandaki gibi çıkmıyor; ya bedeni oturmuyor ya da kalitesi beklediğin…
londra dışındaki küçük kasabalarda durum daha da şahane oluyor. (bkz: ) ararken girdiğim rastgele bir dükkanda antika bir gümüş kaşık seti bulduğumu bilirim…
londra'ya ilk taşındığımda her şeyin bu kadar çirkinleşeceğini tahmin etmemiştim. (bkz: ) başlığını görünce insanların biraz abarttığını sanıyordum ama işin içine giri…
türkiye'de büyürken ikinci el kıyafet giymek genelde bir mecburiyet veya ekonomik sıkıntı göstergesi gibi algılanırdı, ama buralara yerleştikten sonra bu algım tamamen yerle bir oldu. ingiltere'de (gb…