ingiltere'de pub quiz ile gelen beklenmedik dostluklar
buraya ilk taşındığımda "soğuk ingilizler" klişesine o kadar inanmıştım ki, iş çıkışı gidilen o kalabalık pub'ların sadece kendi içinde kapalı gruplardan oluştuğunu, bir yabancı olarak oraya asla sızamayacağımı sanıyordum. londra'nın islington tarafında, küçük bir ara sokakta kalan local pub'ıma bir salı akşamı tamamen kafa dağıtmak için girmemle bütün bu önyargım yerle bir oldu. mevzu gecesiymiş. ben bir köşede tek başıma oturup elimdeki ile takılırken, yan masadaki dörtlü grup "hey, bir kişi eksiğimiz var ve spor sorularında çok kötüyüz, bize katılır mısın?" diye seslendi. o gece "the hungry hedgehogs" takımına tamamen tesadüfen dahil oldum. işin komiği, futboldan falan da anlamam ama coğrafya sorularında patır patır cevap verince bir anda gecenin kahramanı ilan edildim. o günden beri tam iki yıldır her salı istisnasız oradayım. buradaki o dedikleri olay gerçekten bambaşkaymış. 60 yaşındaki emekli kütüphaneci margaret’tan tut, fintech şirketinde çalışan yazılımcı tom’a kadar herkesle aynı masada oturup "1980’lerin tek hitlik harikaları" üzerine kafa patlatıyoruz. o gruptakilerle artık sadece pub’da görüşmüyoruz; geçen yaz beraber (bkz: ) başlığında anlatılanlara benzer bir rota planlayıp highlands’e gittik, bazen hafta sonları hampstead heath’te uzun yürüyüşler yapıyoruz. insanın kendini bir yere ait hissetmesi için illa o topraklarda doğmuş olması gerekmiyormuş. ingilizlerin o mesafeli ama saygılı duruşunun altında, bir kez o kabuğu kırınca inanılmaz bir sadakat ve dostluk yatıyor. türkiye’deki o bazen boğucu olabilen samimiyetten ziyade, herkesin kendi alanına saygı duyduğu ama ihtiyaç anında bir telefonla yanında bittiği bir sistem bu. yeni taşınanlar için veya bu tarz mahalle etkinlikleri hayata tutunmak için en büyük anahtar.
elif ben29 Eyl 2026 09:46