abd'de mahalle kültürü ve block party samimiyeti
texas'ın austin taraflarına ilk taşındığımda kafamda hep o soğuk, herkesin sadece arabasıyla garajına girip kapısını kapattığı steril ama yalnız amerikan banliyösü imajı vardı. taşındıktan iki hafta sonra kapı çaldı, yan komşum elinde bir tepsi ile geldi. meğer bizim sokakta her ayın ilk cumartesi günü düzenleniyormuş.
önce çekinerek gittim, hani türk usulü bir "hoşgeldin" bekliyorum ama beklentiyi de düşük tutuyorum. sokağın sonundaki evi olan dave, devasa bir kurmuş, sabahtan pişirmeye başlamış bile. herkes katlanabilir sandalyesini, içeceğini alıp sokağın ortasına kurulmuş. kimse kimseye "nerelisin, neden geldin" gibi sorgulayıcı sorular sormuyor; daha çok "bahçedeki sulama sistemini nasıl hallettin" ya da "en iyi taco nerede yenir" muhabbeti dönüyor.
beni en çok şaşırtan ise mahallenin grubu oldu. ihtiyacın olan bir şeyi sormak ya da elindeki fazlalığı vermek o kadar doğal bir döngüye girmiş ki, evdeki ilk çalışma masamı ve birkaç mutfak eşyamı bu sayede hiç para harcamadan, üstelik kapıma kadar getiren komşular sayesinde hallettim. bu dayanışma hali bana (bkz: ) başlığında anlatılan o avrupa tarzı sıcaklığı hatırlattı ama buradaki daha salaş, daha "gel bir bira içelim" tadında bir samimiyet.
geçen hafta sonu lastiğim patladığında daha çekiciyi aramadan karşı komşunun ile yanımda bitmesi, burada sadece bir ev değil, bir topluluk satın aldığımı hissettirdi. gurbette o "tek başınalık" hissini kıran en güzel şey, pazar sabahı bahçeyi sularken uzaktan birinin "hey, how’s it going?" diye içtenlikle bağırmasıymış.
tugce ayi18 Eki 2026 10:24