hollanda'da mahalle dayanışması ve buurtborrel kültürü
utrecht'e ilk taşındığımızda o meşhur 'hollandalılar soğuktur, mesafelidir' klişesiyle gelmiştim ama bizim sokaktaki ilk deneyimim tüm bu önyargıları yıktı geçti. taşındıktan iki hafta sonra posta kutusuna el yazısıyla bırakılmış minik bir davetiye buldum. sokağın sonundaki jeroen ve anke, herkesi cuma akşamı kapı önüne bir şeyler içmeye çağırıyordu. biz de çekine çekine albert heijn'dan aldığımız bir şişe şarap ve biraz peynirle indik aşağıya. ortam o kadar samimiydi ki, sanki yıllardır o mahallenin bir parçasıymışız gibi karşılandık. sadece havadan sudan konuşulmuyor; kimin elinde fazla bitki var, kimin matkabı bozuk, tatile gidince çiçekleri kim sulayacak gibi aşırı pratik ve dayanışma içeren konular dönüyor. hatta bir ara yan komşum, belediyenin çöp takvimini anlamadığımı fark edip hemen telefonuna uygulamasını indirtip hangi gün hangi kutunun çıkarılacağını tek tek anlattı. bu samimiyet sadece o akşamla da sınırlı kalmadı. bir keresinde türkiye'den gelen kargom ben evde yokken kaybolduğunda, karşı komşum paketi alıp üzerine 'merak etme bende, akşam gel al' diye not bırakmıştı. (bkz: ) sayesinde de zaten sürekli bir kitap ve eşya döngüsü var sokakta. insan kendini gerçekten güvende ve bir topluluğun parçası gibi hissediyor. gurbette olmanın o hüzünlü tarafını, kapı önünde içilen bir kadeh bira ve içten bir 'hooi' selamı alıp götürüyor bazen. mahalle kültürü burada hala çok diri ve sahici.
yasemin tercuman17 Eyl 2026 07:23