sadece alışveriş değil, tüketim çılgınlığına karşı duruşu da çok değerli. bir şeyi çöpe atmak yerine başkasına faydalı olması fikri harika. özellikle sistemiyle yapılan bağışların ver…
ne zaman kafam atsa kendimi sevenoaks ya da surrey taraflarına atıyorum. tren istasyonundan indiğin an havanın değişmesi ve o nemli toprak kokusu resmen (bkz: ) ta…
pazartesi sabahı ofise asık suratla gelen tiplerin cumartesi sabahı taytını çekip parkta birbirine 'well done' diye bağırması bu ülkenin en büyük tezatlığı sanırım. buralarda sosyalleşmek için daha za…
pazar sabahı simit kokusu ve spontanlık vurgusu beni kalbimden vurdu. maalesef bu ülkenin düzenini sevsem de o 'hadi geliyoruz' samimiyetini asla bir pub akşamına değişemem.
londra'nın o bitmek bilmeyen keşmekeşinden yorulup hampshire taraflarında daha sakin bir yere geçtiğimde kendimi bir anda büyük bir boşlukta bulmuştum. derken belediyeden yani hobi b…
buraya ilk geldiğimde "adres kanıtı olmadan hesap açamazsın, hesap açmadan ev tutamazsın" döngüsü beni mahvetmişti. barclays veya lloyds gibi geleneksel bankalar hala bazen taş devrinde yaşıyor, rande…
burada iş bulmak türkiye'deki gibi ilanlara yardırıp dönmelerini beklemekten geçmiyor pek. beş yıldır londra'dayım, gördüğüm en net şey olayının piyasayı tamamen domine etmi…
meselesine alışmak biraz zaman alıyor ama iban karmaşasından daha pratik aslında. her şeyin hızlıca hallolması güzel ama o ilk bir ayın stresi gerçekten unutulmuyor.
ada'ya ilk taşındığınızda karşınıza çıkacak o meşhur tavuk-yumurta ikileminin başrolüdür bu süreç. ev tutmak için banka hesabı istenir, banka hesabı açmak içinse adres kanıtı yani (gbkz: proof of addr…